İstiklal Marşı’nın Yazarı Kimdir?

İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı bittikten sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine hazırlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden 10 kıtalık dizelerden oluşmaktadır.  Milletin moralini yüksek tutmak ve yaşanılan kahramanlığı anlatması için bir Milli marş yarışması düzenlenmiştir. Kabul edilen marş ülkenin ulusal marşı olacak ve bestelenmesi için çalışmalar yapılacaktır. Yarışmayı düzenleyen Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif Ersoy’a yarışmaya katılması için teklif götürdü. Mehmet Akif Ersoy yarışmaya katılmayı reddetti. Kendisine bunun nedeni sorulduğunda  “bu ülkeye yazılacak marş para ile yazılamaz” demiş ve katılmayı reddetmiştir.

Çevresinde ki herkes Mehmet Akif’in bu yarışmaya katılması gerektiğini bu yetkinliğe sahip olduğunu düşünüyorlardı. Mehmet Akif katılımı kabul etmesi ve kazanması halinde para ödülünü almayacağını bu şartlar neticesinde katılabileceğini belirtti. Şartları kabul edilen Mehmet Akif yarışmaya katıldı.

Mehmet Akif tüm yüreğini ortaya koyarak yazdığı şiirlerin mısraları için neredeyse uyumamış her bir mısra için bütün ülkenin çektiği cefayı ince ince işleyerek yazmıştır. O zamanda yarışmaya katılan 724 şiir içerisinden TBMM Mebusları tarafından oy birliği ile ülkenin Milli Marşı olarak seçilmiştir.

Seçilen marş, Hamdullah Suphi Bey tarafından TBMM’de defalarca kez okunmuştur. TBMM’de okunmasının ardından Atatürk’ün isteği üzerine çeşitli nostaljik ezgiler ile seslendirilmiş fakat istenilen bütünlüğü sağlayamadığı gerekçesiyle hiç biri kabul edilmemiştir. Ankara’da kurulan marş komisyonunu yakından takip eden Atatürk, “marşın okunduğu an tüm millet saygı duruşunda durmalıdır. Öyle ki bu topraklar kolay kazanılmadı” demiştir.

Mehmet Akif Ersoy Kimdir?

Mehmet Akif Ersoy, 1873 İstanbul doğumludur. Babası Arnavut göçmeni olan Mehmet Akif, babasının Arnavut’un Şuşişe köyünden olduğunu, annesinin ise Buharalı olduğunu kendisini anlatan birkaç notunda dile getirmiştir. Babasının medrese hocası olmasından dolayı ismini “Ragıf” koyan babası, telaffuzu zor olmasından dolayı çevresi ve annesi ile birlikte “Akif” diye hitap edilmeye başlandı.

Dört yaşında eğitim öğretim hayatına başlayan Akif, ilkokulu Fatih’te bitirdikten sonra Ortaokulu yine Fatih Rüştiyesi’nde devam etti. Ortaokul zamanlarında dile oldukça önem veren ve dil derslerini çok seven Akif, Arapça, Farsça, Fransızca derslerini özel öğretmenlerden aldı. Arapça derslerini dini bilgileri ile birlikte babasından alan Akif, kendisinden çevresine sıkça söz ettirmeye başladı.

Lise zamanlarında şiir ile ilgilenen Akif, babasının ölümünden sonra ailesi için devlet tarafından memurluk verilen bölümleri tercih etmek zorunda kaldı. O zamanlar veterinerlik fakültesine giden Akif, üniversitesini birincilikle bitirdi ve Ziraat Bakanlığı Veterinerlik İşleri bölümüne memur olarak atandı. Veterinerlik yaptığı zamanlarda da şiir ile ilgilenmeyi ihmal etmeyen Akif kendini o alanda da geliştirmeyi sürdürdü.

Veterinerliğinden çok şairliği ile konuşulan Mehmet Akif, 1906 yılında Halkalı Mektebi’nde, 1907 yılında Çiftçilik Makinistlik Mektebi’nde öğretmenlik olarak görev yaptı. Kendini hızla geliştiren Mehmet Akif, 1908 yılında Halkalı Edebiyat Fakültesi’nde Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı.

1908 yılından sonra birçok dergiye yazılar ve şiirler yazan Mehmet Akif, ülke genelinde adından sıkça söz ettirir oldu. 1913 yılında Mısır’a seyahat ettikten sonra İslam ülkelerinin batı karşısında maddi ve düşünce eksikliklerini görmüş oldu ve bu konuda da birçok yazı yayınladı.

Çocukluk yıllarından itibaren vatan sevgisi ile büyüyen Mehmet Akif,  edebiyata olan ilgisi ile birlikte vatan şiirleri yazmaya başladı. 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanınca vatan gözümün önünde bölünüyor, bu milli mücadelede yer almalıyım diyerek meclise katıldı.

TBMM’ye Burdur milletvekili olarak girdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan milli marş yarışmasına ilk başta katılmasa da para ödülünü almamak şartı ile katıldı. 17 Şubat 1921 günü yazdığı İstiklal Marşı’nı 12 Mart 1921’de TBMM tarafından kabulünün mutluluğunu yaşadı.