İstiklal Marşı Tahlili

İstiklal marşı tahlili İstiklâl Marşı, Cumhuriyet ilan edilmeden önce 1921’de yazılmıştır.  Cumhuriyet’i müjdeler ve millî marşı olarak kabul etmekteyiz. Daha sonra, hemen her gün tekrarlandığında Atatürk ile birlikte Cumhuriyet devrinde de sembol olmaktadır. Böyle bir devirde de yetişen ve her nesilde de daha fazlası olmaya ve kendine özgü besteleri olan bu tür marşlar ve şiirler üzerin de de değer kazanmıştır. İstiklâl Marşı’nı değerlendirilmesi ile yazılan ve her devirde göz önünde bulunmalıdır. Şiiri söyleyenler Mehmet Akif olmakla beraberinde kendine ve herkesin birleştiği Türk milletinin duygusunu ve inancını da ortaya çıkarmıştır. İstiklal marşında da yazılan ve yıllarca her savaşta kazanan olmuştur. Türk ordusunun da şiirlerde yazılan ve yıllar sonra 15 Ağustos büyük savaş olarak geçmiştir.

İstiklal marşının açıklaması

Düşmanın orduya ve millete cesaret vermeyi istemekte ve şair şiirinde korkma kelimesi ile başlamıştır. Şiirin ilk dörtlüğünde, açıklanan şey al sancaktır.  Al sancak, Türk milletinin simgesi anlamındadır.  Türk bayrağının al renginin, şairde alev manasını ele almak istemiştir. Bu alev sönmezdir kelimesi ile söylenmektedir. Fakat oluştuğu yer Türk ailesinin evi yanan bir ocaktır. Yurdun üstünde tütecek en son ocak var oldukça bu bayrak alev şeklinde şafaklarda dalga olacaktır. Türk bayrağındaki dikkati çekende ikinci sembol yıldızdır.  Birinci dörtlüğün üçüncü mısrasında da şair, bu yıldızın ile gökteki yıldızın birleştirilmesinden olmuştur. Gökteki yıldızların kimsenin elinin dokunamayacağının gibi Türk milletinin yıldızının ve olan al bayrağının yıldızını da kimse el sürememektedir.  İstiklal marşı tahlili ikinci dörtlüğünde, Türk bayrağında bulunan üçüncü sembolü olan hilal ile hareket geçilmiştir.  Eski Türk Edebiyatı’nda da sevgiliye benzetilmektedir.  Türk bayrağında da ay kendisinin sevenlerinden fedakârlık beklediği içinde, kaşlarının çatılmasıdır. Eski Türk Edebiyatı’nda da sevgilinin kaşının, genellikle aya benzetildiğinin ve şair burada vatanın simgesi olan sevgiliye gülmesi için yalvarmasıdır. Böylece millet, onun uğruna da on binlerce şehit vermiş. Üçüncü dörtlükte, hürriyet kavramı kullanılmıştır.  Ayrıca ben kelimesini de kullanarak söylenmek istenen şeyin Türk milletidir.  Şairin bu konuda Türk milleti konuşmasından çıktığıdır.

 

 

Diğer dörtlüklerde anlatılanlar

Dördüncü dörtlükte, Türk milleti ve düşman la ilgili konuşulmaktadır. Garp anlamında maddi silahlara güvenip üstünlük göstermiştir. Düşmanlara karşı olan Türk milletinin hiçbir şeyi sarsmayan imanlarının olduğu ve ulusun medeniyet dediği tek dişi kalmış canavar bırak varsın artık korkulacak bir yanı olmadığıdır sözünü anlatmak istemiştir.  Beşinci dörtlükte, düşmanla çarpışanların askere hitap edildiğidir. Bu parçada da geleceğe büyük bir inançla bakılmıştır. Altıncı dörtlükte, vatanın söz konusu olduğu bu vatana binlerce şehidin verildiği ve kazanılmış ayrıca korunmuştur.  Bu nedenle toprağı değil, ona gömülü olan şehitler görülmelidir.  Dünyada hiçbir şeye, vatan a kadar kutsal ve değerli değil. Yedinci dörtlükte, vatan kavramı söz konusudur.  İstiklal marşı tahlili burada vatan ve şehitler arasındaki münasebet üzerindedir.   Vatan, can, canandan üstün bir değer taşıdığı inancındadırlar. Sekizinci dörtlükte, din söz konusudur. Mehmet Akif’in Allah’tan istediği tek şeyde, mabedine yabancılarının elinin dokundurmamasıyla ve dinin temelinin şâhitlik edenler ve ezanlar yurdun üstüne ebedî yen inlemesi. Dokuzuncu dörtlükte, konuşanın şehittir. Din uğrunda, vatan uğrunda da savaşan asker, kendi öldükten sonra ezanlarının, ezan seslerini işitirse, mezarından kalkıp, yarasından kanlar akar akara, bir ruha gibi yüksekliler ve başı arşa da değenlerdir. İslâm inancına görende şehitlerin, direkt olarak cennete girmektedir. Din ve vatan uğruna ölmekten korkmaz.