Atatürk ve İstiklal Marşı

İstiklal Marşı kurtuluş savaşından sonra büyük şair Mehmet Akif Ersoy tarafından hazırlanmıştır. İstiklal Marş’ın hazırlanması sürecinde büyük zahmetler harcayan ve oldukça zor günler geçiren Mehmet Akif;

-Allah kimseye bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın demiştir.

Atatürk istiklal mücadelesi sırasında çekilen cefayı en iyi anlatan dizelerin olmasını istediği için zamanın bütün şairlerinden bir şeyler beklemiştir. Fakat kimseden istediği sonucu alamamıştır. Atatürk’ün ve bütün bir milletin huzurunda 1 Mart 1921’de mecliste tartışılıp konuşulduktan sonra Hamdullah Suphi Bey tarafından defalarca kez okunmuş ve ayakta alkışlanmıştır. Tüm delegeler ile birlikte yapılan görüşmeler ile birlikte İstiklal Marşı kabul edilmiştir.

Atatürk, marşın oluşturulmasından sonra bestelenmesi için bir komisyon kurulması emrini vermiştir. Verilen emir ile birlikte Ankara’da bir komisyon kurulmuş, besteleme çalışmaları başlamıştır.

Marşın okunması sırasında ayağa kalkıp saygı göstermek gerektiğini de vurgulayan Atatürk, besteleyecek komisyona “çok ayakta durmasın milletim bestelenecek kıtaları seçin” demiştir.

Komisyonun tüm çalışmalarını yakından takip eden Atatürk, yapılan bestelerin hiç birini beğenmemiştir. Bestelerin uzunluğundan ve zaferin kudretini, çekilen zahmeti tam anlamıyla anlatmasını dinlenirken tüm duyguların bir kerede yaşanmasını istediğini tekrar tekrar belirtti.

İstiklal Marşı’nın çalışmaları için Ankara’da birçok kez ziyarette bulunmuş ve kesinlikle marşın içerisinde bulunması gerektiğini vurguladığı mısraları komisyona yazılı olarak aktarmıştır.

Atatürk, İstiklal Marşı’na Hitaben

Komisyonun çalışmaları sırasında seçilen kısımların yanlışlığından yakınan Atatürk, şu mısralar kesinlikle olmalı çıkartmayın demiştir.

“Hakkıdır Hür Yaşamış Bayrağımın Hürriyet

Hakkıdır Hakka Tapan Milletimin İstiklal”

Mısraların bütün kurguyu anlattığını milletin istiklalinin bu kıtalarda olduğunu söyleyen Atatürk milletim bu mısraları okudukça her şeyi baştan yaşayacaktır demiştir.

“İstiklal Marşı, milletimizin inkılâbını anlatmaktadır. İnkılâp ise bu milletin ruhudur unutturmamak lazım gelir” demiştir.

Hürriyet ve İstiklal aşkı bu milletin bütünü oluşturuyor diyen Atatürk, hür yaşamanın Türk milleti için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Atatürk, Türkler için vazgeçilmez bir zaferi anlatan mısraların Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmasına da ayrı mutlu olduğunu belirtmiş, kendisine teşekkür nişanı sunmuştur.

Türk milletine hitap ederken, İstiklal’in birliğinin ne kadar önemli olduğuna birçok kez vurgu yapan Atatürk, İstiklal Marşı okunması sırasında saygı duruşu olması gerektiğinin vurgusunu yapmıştır. Bunun üzerine besteleyen komisyon bir dakikalık bir süreye hitap eden giriş müziği bestelemişlerdir. Yapılan giriş müziği ile birlikte tüm sosyal aktivitelerde okunmasını istemiştir. Okulun belirli günlerinde öğrencilerin okuması yönünde bir istekte bulunmuş, bunun üzerine Pazartesi günleri okul girişleri ve Cuma günü okul çıkışlarında İstiklal Marşı ile başlatılır İstiklal Marşı ile bitirilir duruma gelmiştir. Günümüzde halen bu durum böyledir.

Özel günler ve aktivitelerde ülke marşları okunurken, bir dakikalık saygı duruşunu şehitlerimize armağan eden Atatürk, bu millet o şehitlere çok şey borçludur. Öğrencilerimiz ve genç neslimiz bilmelidir ki bu destan kolay yazılmadı.

Talebelere İstiklal Marşı’nın anlamını öğretin, tarihi öğrenmiş olur, geçmişi öğrenmiş olur diyen Atatürk, marşın içerisinde ki duyguyu ve yazılmasında ki tüm zorlukları anlatmış diyebiliriz.

  1. Cumhuriyet kutlamalarında Dolmabahçe Sarayı’nda bitkin halde yatağında yatarken vapur ile kendisinin Cumhuriyet’ini kutlamaya gelen öğrencilerin coşkulu bir şekilde İstiklal Marşı’nı okumalarını dinlemiş ve gözyaşlarını tutamamıştır. Dolmabahçe Sarayı çevresinde yapılan kutlamalarda birçok kez öğrenciler ve korolar ile seslendirilen İstiklal Marşı karşısında sessiz kalamayan Atatürk;

“ Beni çağırıyorlar, seviniyorlar, sevinecekler tabii, sevinmek de haklıdırlar, on beş yıl Cumhuriyet… Bu sevinilecek neticedir.” Demiştir.