Ana Sayfa Blog

Atatürk ve İstiklal Marşı

İstiklal Marşı kurtuluş savaşından sonra büyük şair Mehmet Akif Ersoy tarafından hazırlanmıştır. İstiklal Marş’ın hazırlanması sürecinde büyük zahmetler harcayan ve oldukça zor günler geçiren Mehmet Akif;

-Allah kimseye bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın demiştir.

Atatürk istiklal mücadelesi sırasında çekilen cefayı en iyi anlatan dizelerin olmasını istediği için zamanın bütün şairlerinden bir şeyler beklemiştir. Fakat kimseden istediği sonucu alamamıştır. Atatürk’ün ve bütün bir milletin huzurunda 1 Mart 1921’de mecliste tartışılıp konuşulduktan sonra Hamdullah Suphi Bey tarafından defalarca kez okunmuş ve ayakta alkışlanmıştır. Tüm delegeler ile birlikte yapılan görüşmeler ile birlikte İstiklal Marşı kabul edilmiştir.

Atatürk, marşın oluşturulmasından sonra bestelenmesi için bir komisyon kurulması emrini vermiştir. Verilen emir ile birlikte Ankara’da bir komisyon kurulmuş, besteleme çalışmaları başlamıştır.

Marşın okunması sırasında ayağa kalkıp saygı göstermek gerektiğini de vurgulayan Atatürk, besteleyecek komisyona “çok ayakta durmasın milletim bestelenecek kıtaları seçin” demiştir.

Komisyonun tüm çalışmalarını yakından takip eden Atatürk, yapılan bestelerin hiç birini beğenmemiştir. Bestelerin uzunluğundan ve zaferin kudretini, çekilen zahmeti tam anlamıyla anlatmasını dinlenirken tüm duyguların bir kerede yaşanmasını istediğini tekrar tekrar belirtti.

İstiklal Marşı’nın çalışmaları için Ankara’da birçok kez ziyarette bulunmuş ve kesinlikle marşın içerisinde bulunması gerektiğini vurguladığı mısraları komisyona yazılı olarak aktarmıştır.

Atatürk, İstiklal Marşı’na Hitaben

Komisyonun çalışmaları sırasında seçilen kısımların yanlışlığından yakınan Atatürk, şu mısralar kesinlikle olmalı çıkartmayın demiştir.

“Hakkıdır Hür Yaşamış Bayrağımın Hürriyet

Hakkıdır Hakka Tapan Milletimin İstiklal”

Mısraların bütün kurguyu anlattığını milletin istiklalinin bu kıtalarda olduğunu söyleyen Atatürk milletim bu mısraları okudukça her şeyi baştan yaşayacaktır demiştir.

“İstiklal Marşı, milletimizin inkılâbını anlatmaktadır. İnkılâp ise bu milletin ruhudur unutturmamak lazım gelir” demiştir.

Hürriyet ve İstiklal aşkı bu milletin bütünü oluşturuyor diyen Atatürk, hür yaşamanın Türk milleti için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Atatürk, Türkler için vazgeçilmez bir zaferi anlatan mısraların Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmasına da ayrı mutlu olduğunu belirtmiş, kendisine teşekkür nişanı sunmuştur.

Türk milletine hitap ederken, İstiklal’in birliğinin ne kadar önemli olduğuna birçok kez vurgu yapan Atatürk, İstiklal Marşı okunması sırasında saygı duruşu olması gerektiğinin vurgusunu yapmıştır. Bunun üzerine besteleyen komisyon bir dakikalık bir süreye hitap eden giriş müziği bestelemişlerdir. Yapılan giriş müziği ile birlikte tüm sosyal aktivitelerde okunmasını istemiştir. Okulun belirli günlerinde öğrencilerin okuması yönünde bir istekte bulunmuş, bunun üzerine Pazartesi günleri okul girişleri ve Cuma günü okul çıkışlarında İstiklal Marşı ile başlatılır İstiklal Marşı ile bitirilir duruma gelmiştir. Günümüzde halen bu durum böyledir.

Özel günler ve aktivitelerde ülke marşları okunurken, bir dakikalık saygı duruşunu şehitlerimize armağan eden Atatürk, bu millet o şehitlere çok şey borçludur. Öğrencilerimiz ve genç neslimiz bilmelidir ki bu destan kolay yazılmadı.

Talebelere İstiklal Marşı’nın anlamını öğretin, tarihi öğrenmiş olur, geçmişi öğrenmiş olur diyen Atatürk, marşın içerisinde ki duyguyu ve yazılmasında ki tüm zorlukları anlatmış diyebiliriz.

  1. Cumhuriyet kutlamalarında Dolmabahçe Sarayı’nda bitkin halde yatağında yatarken vapur ile kendisinin Cumhuriyet’ini kutlamaya gelen öğrencilerin coşkulu bir şekilde İstiklal Marşı’nı okumalarını dinlemiş ve gözyaşlarını tutamamıştır. Dolmabahçe Sarayı çevresinde yapılan kutlamalarda birçok kez öğrenciler ve korolar ile seslendirilen İstiklal Marşı karşısında sessiz kalamayan Atatürk;

“ Beni çağırıyorlar, seviniyorlar, sevinecekler tabii, sevinmek de haklıdırlar, on beş yıl Cumhuriyet… Bu sevinilecek neticedir.” Demiştir.

İstiklal Marşı’nın Yazarı Kimdir?

İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı bittikten sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine hazırlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden 10 kıtalık dizelerden oluşmaktadır.  Milletin moralini yüksek tutmak ve yaşanılan kahramanlığı anlatması için bir Milli marş yarışması düzenlenmiştir. Kabul edilen marş ülkenin ulusal marşı olacak ve bestelenmesi için çalışmalar yapılacaktır. Yarışmayı düzenleyen Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif Ersoy’a yarışmaya katılması için teklif götürdü. Mehmet Akif Ersoy yarışmaya katılmayı reddetti. Kendisine bunun nedeni sorulduğunda  “bu ülkeye yazılacak marş para ile yazılamaz” demiş ve katılmayı reddetmiştir.

Çevresinde ki herkes Mehmet Akif’in bu yarışmaya katılması gerektiğini bu yetkinliğe sahip olduğunu düşünüyorlardı. Mehmet Akif katılımı kabul etmesi ve kazanması halinde para ödülünü almayacağını bu şartlar neticesinde katılabileceğini belirtti. Şartları kabul edilen Mehmet Akif yarışmaya katıldı.

Mehmet Akif tüm yüreğini ortaya koyarak yazdığı şiirlerin mısraları için neredeyse uyumamış her bir mısra için bütün ülkenin çektiği cefayı ince ince işleyerek yazmıştır. O zamanda yarışmaya katılan 724 şiir içerisinden TBMM Mebusları tarafından oy birliği ile ülkenin Milli Marşı olarak seçilmiştir.

Seçilen marş, Hamdullah Suphi Bey tarafından TBMM’de defalarca kez okunmuştur. TBMM’de okunmasının ardından Atatürk’ün isteği üzerine çeşitli nostaljik ezgiler ile seslendirilmiş fakat istenilen bütünlüğü sağlayamadığı gerekçesiyle hiç biri kabul edilmemiştir. Ankara’da kurulan marş komisyonunu yakından takip eden Atatürk, “marşın okunduğu an tüm millet saygı duruşunda durmalıdır. Öyle ki bu topraklar kolay kazanılmadı” demiştir.

Mehmet Akif Ersoy Kimdir?

Mehmet Akif Ersoy, 1873 İstanbul doğumludur. Babası Arnavut göçmeni olan Mehmet Akif, babasının Arnavut’un Şuşişe köyünden olduğunu, annesinin ise Buharalı olduğunu kendisini anlatan birkaç notunda dile getirmiştir. Babasının medrese hocası olmasından dolayı ismini “Ragıf” koyan babası, telaffuzu zor olmasından dolayı çevresi ve annesi ile birlikte “Akif” diye hitap edilmeye başlandı.

Dört yaşında eğitim öğretim hayatına başlayan Akif, ilkokulu Fatih’te bitirdikten sonra Ortaokulu yine Fatih Rüştiyesi’nde devam etti. Ortaokul zamanlarında dile oldukça önem veren ve dil derslerini çok seven Akif, Arapça, Farsça, Fransızca derslerini özel öğretmenlerden aldı. Arapça derslerini dini bilgileri ile birlikte babasından alan Akif, kendisinden çevresine sıkça söz ettirmeye başladı.

Lise zamanlarında şiir ile ilgilenen Akif, babasının ölümünden sonra ailesi için devlet tarafından memurluk verilen bölümleri tercih etmek zorunda kaldı. O zamanlar veterinerlik fakültesine giden Akif, üniversitesini birincilikle bitirdi ve Ziraat Bakanlığı Veterinerlik İşleri bölümüne memur olarak atandı. Veterinerlik yaptığı zamanlarda da şiir ile ilgilenmeyi ihmal etmeyen Akif kendini o alanda da geliştirmeyi sürdürdü.

Veterinerliğinden çok şairliği ile konuşulan Mehmet Akif, 1906 yılında Halkalı Mektebi’nde, 1907 yılında Çiftçilik Makinistlik Mektebi’nde öğretmenlik olarak görev yaptı. Kendini hızla geliştiren Mehmet Akif, 1908 yılında Halkalı Edebiyat Fakültesi’nde Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı.

1908 yılından sonra birçok dergiye yazılar ve şiirler yazan Mehmet Akif, ülke genelinde adından sıkça söz ettirir oldu. 1913 yılında Mısır’a seyahat ettikten sonra İslam ülkelerinin batı karşısında maddi ve düşünce eksikliklerini görmüş oldu ve bu konuda da birçok yazı yayınladı.

Çocukluk yıllarından itibaren vatan sevgisi ile büyüyen Mehmet Akif,  edebiyata olan ilgisi ile birlikte vatan şiirleri yazmaya başladı. 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanınca vatan gözümün önünde bölünüyor, bu milli mücadelede yer almalıyım diyerek meclise katıldı.

TBMM’ye Burdur milletvekili olarak girdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan milli marş yarışmasına ilk başta katılmasa da para ödülünü almamak şartı ile katıldı. 17 Şubat 1921 günü yazdığı İstiklal Marşı’nı 12 Mart 1921’de TBMM tarafından kabulünün mutluluğunu yaşadı.

İstiklal Marşı’nın Sözleri Kime Aittir?

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi marşı olarak bilinen İstiklal Marşı içermiş olduğu anlamdan dolayı oldukça başarılı bir şiirdir. Aynı zamanda da İstiklal Marşı; Kurtuluş Savaşı öncesinde de gösterilen direnişin ve akıtılan kanın en iyi işlendiği nazımların başında yer almaktadır. Bu yüzden zaman zaman duygu yüklü olan İstiklal Marşı sözleri içerisinde yer alan bazı dizelerinde de Türk milletinin kahramanlığını başarılı bir biçimde nakletmiştir. İstiklal Marşı anlam bakımından kusursuz olması ile oldukça beğenilerek oy birliği ile içerisinde bulunduğumuz ülkenin marşı olmaya devam etmektedir. İçerdiği duyguları ilk günkü gibi naklettirebilmekte olan bu şiirin sadece ilk iki kıtası bestelenerek devlet sembollerinden bir haline de gelmiştir.

İstiklal Marşı içerisinde bulunan duygular içerisinde maneviyat, kahramanlık, acı ve bir milletin yeniden aydınlanması işlenmektedir. Mehmet Akif Ersoy’un Türk devleti ve Türk milletine armağanı olan İstiklal marşı sözleri son derecede de acıklı olayların yaşandığı süreçte yazılmıştır. 1921 Anayasası’ndan itibaren bu devletin milli marşı olduğu da kanunen belirlenmiştir. İlk meclis tarafından kabul edilerek marş yarışmasına katılmamasına rağmen mecliste okunarak birinciliği ilan edilen İstiklal Marşı’nın Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmasındaki genel amaç olarak o dönemde ülkenin kurtarılması adına mücadele eden askerlerin daha da cesaretlendirilmesini sağlamak olarak görülmektedir. Aynı zamanda da askerlerin maneviyatlarının yüksek tutulması da şiirin içerisinde var olan dizeleri kapsamaktadır.

İstiklal Marşı aruz ölçüsü ile yazılan bir başyapıttır. Mehmet Akif Ersoy tarafından ortaya konulan bu eser dönemin askeri müzisyenlerinden Osman Zeki Üngör tarafından da bestelenmiştir. Daha önceden birçok kez bestelenen bu marşın ilk güftesi ermeni vatandaşı olan Edgar Manas tarafından ortaya konulmuştur. İstiklal marşı sözleri daha sonra dönemin önemli Türk parçalarının bestekarı olarak bilinen Ali Rıfat Çağatay tarafından ortaya konuldu. 1920’li yıllarda Ali Rıfat Bey’in bestesi ile İstiklal Marşı okunmaya başladı. Zaman 1930ları gösterdiği dönemde ise Riyaset-i Cumhur Orkestrası Şefi Osman Zeki Bey’in bestesi daha da hâkim olmaya başlamıştı. Ali Rıfat Bey’in bestesi ise sadece 7 yıl hüküm sürebildi.

İlk Milli Marşımız: İstiklal Marşı

Türkiye Cumhuriyeti milli marşı olan İstiklal Marşı aynı zamanda da Türk milleti için ilk marş olma özelliğini de taşımaktadır. Osmanlı İmparatorluğu ya da daha önceki devletlerde herhangi bir marş ortak olarak belirlenmemişti. Genel olarak hükümdarlara odaklı bir marş okunmuş ancak bu marş da halkın geneli tarafından bilinmezmiş. İkinci Mahmud’dan itibaren böyle bir gelenek ortaya konulsa da son padişah Mehmet Vahdettin döneminde de İkinci Mahmud’un marşı kullanılmıştır. İstiklal Marşı sözleri bu konuda da devrim niteliğinde olarak bambaşka bir devlet yapısını sağlayabilecek aynı zamanda da pasivize edilmiş Türk milletinin yeniden ayağa kalkacağının sembolü olarak da görülerek bambaşka bir şiir olarak sadece marş biçiminde kullanılmayan duygun yüklü bir nazım ürünü olarak bilinmektedir.

İstiklal Marşı içerisinde yer alan duygular tüm insani ögeleri içermesi ile de bilinmektedir. Meclis tarafından marş olduktan sonra ödül olarak Mehmet Akif Ersoy’a 500 lira verilmiş ancak İstiklal Marşı sözleri sahibi olan şairimiz bu ödülü kabul etmemiştir. Onun yerine Hilal-i Ahmer (Kızılay) ve Darü’lMesâi Vakfı(İş Evi)’ne bağış yapmıştır. Böylelikle de milletin malı olarak ithaf ettiği bu paranın yeniden milletin kullanımı üzerine harcanması gerektiğini sağlamıştır. Milletin malı kavramını sadece aldığı ödülü olarak görmeyen Mehmet Akif Ersoy; aynı zamanda da yazmış olduğu istiklal Marşı’nı da tüm Türk halkına mal ederek bunu kanıtlamıştır.

Türk Bayrağı ve İstiklal Marşı

Bir ülkenin bağımsız bir toprak parçası olduğunu göstermesinde en büyük semboller arasında barak ve marş unsurları yer almaktadır. Aynı durum Türkiye Cumhuriyeti için de geçerlidir. Bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanların herhangi bir dış gücün etkisinde olmadan özgür bir biçimde yaşadıklarının en büyük kanıtı olarak görülmektedir. Türk bayrağı ve İstiklal Marşı da bu yüzden her Türk vatandaşı için oldukça önemli birer detay olarak bilinmektedir. Aynı zamanda bu iki bağımsızlık sembolü anlam yüklenerek ortaya çıkan simgeler olarak görülmektedir. Her ülkede olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti içerisinde de geçerli olan bir durum olarak görülmektedir.

Türk Bayrağının Yapısı ve Meydana Gelme Hikâyesi

Her ülkenin farklı renk ve şekilleri içeren bir bayrağı bulunmaktadır. Özgürlüğümüzü temsil eden bayrağımız ise rengi ve içerisinde bulunan şekiller bakımından oldukça derin manalar ifade etmektedir. Türk Bayrağı da yapısı bakımından dikdörtgen bir düzlem içerisinde oluşturulmuştur. Bu düzlemin kırmızı bir renge bürünmesi ve üzerine de beyaz renkli hilal ile yıldızın yan yana olması ile oluşmuş bir milli değer olarak tanımlanmaktadır. Bakıldığında her Türk’ün içerisinde birtakım duygular uyanmasını sağlayacak kadar önemli bir simge olarak nitelendirilen bayrağımız aynı zamanda da Türk milletinin şeref ve haysiyetini de ifade etmektedir. Bundan dolayı da Türk halkının fazlasıyla üstüne düştüğü Türkiye Cumhuriyeti sembolleri arasında da yer almaktadır.

Her bayrağın olduğu gibi Türk bayrağının da meydana gelme hikayesi vardır. Türk milleti tarih boyunca genel olarak savaşçı bir toplum olmasından esinlenilmiştir. Türk milletinin Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce de var olan topraklarını korumak adına çok ciddi kan döktüğü görülmüştür. Türk bayrağında da Türk milletinin bu topraklar için döktüğü kanı simgelemektedir. Kırmızı renginin üzerinde bulunan hilal ve yıldız simgelerinin hikayesi ise apayrı bir mitten meydana gelmektedir. Savaş zamanında geceli gündüzlü mücadele içerisinde olan Türk halkının kanı üzerinde ay ve yıldız simgelerinin belirmesi üzerine bu bayrak tasarımı ortaya çıkmıştır. Bu düşünceden kaynaklı olarak şimdiki bayrağımız tasarlanmıştır.

İstiklal Marşı

İstiklal Marşı da tıpkı bayrağımız gibi Türkiye Cumhuriyeti ve Türk vatandaşları için oldukça yüklü bir anlam taşımaktadır. İstiklal Marşı, Türk halkının göstermiş olduğu mücadeleyi en iyi biçimde aktararak marş olan bir nazım eseri olarak tanımlanmaktadır. Türk halkının özgürlüğü için nelerden vazgeçebileceğinin en iyi simgesi olarak adlandırılmaktadır. 9 dörtlük ve bir bentten meydana gelen aynı zamanda da aruz ölçü kalıbıyla yazılan İstiklal Marşı; Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmıştır. İçerisinde var olan duygu yoğunluğu ve Türk milletinin kahramanlığı her zaman Türk halkına tarihini öğretebilecek niteliktedir. Aynı zamanda da Türk halkının özelliklerini ve istedikleri zaman neleri başarabileceklerinin en büyük kanıtı olarak da marş olarak ilan edilmiştir.

İstiklal Marşı’nın marş olarak kabul edilmesi hikayesi de oldukça ilginçtir. İlk TBMM tarafından açılan şiir yarışması sonrasında belirleyici bir sonuç alınamamıştır. Mehmet Akif Ersoy da yazdığı şiirle bu yarışmaya para ödülünden dolayı katılmayacağını beyan etmiştir. Ancak mecliste okunan şiir sonrasında kesin olarak bu milletin marşı olabileceğine karar verildi. Türk milletinin özverisini, kahramanlıklarını, savaş konusundaki başarılı sonuçlarını nakledebilecek türde bir yapıt olarak bilinmesi gerekmektedir.

İstiklal Marşı ve Türk bayrağına saygı göstermek her Türk’ün asli görevleri arasında yer almaktadır. Yakın tarihinde ciddi savaşlara girmiş ve yorgun bir ülke kurarak günümüzdeki haline getirmiş o asil kahramanlara bu şekilde saygı duymak gerekmektedir.

İstiklal Marşı Yönetmeliği

12 Mart 1921 tarihinde İstiklal Marşı Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşı olarak kabul edilmiştir. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından dizelere alınan İstiklal Marşı tarihe geçmiştir. İstiklal Marşı zor şartlar altında yazılmış, savaşların olduğu, yurdun işgal altında kaldığı dönemlerde halka ve Türk ordusuna moral vermek amaçlı marş yarışması düzenlenmiştir. Yarışmaya dönemin birçok usta şairleri katılmıştır. Yarışma bittikten sonra yazılan marşlar incelenmiş fakat milleti sembol edecek uygun dizelere rastlanılmamıştır.

O dönemde Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan Bakan Hamdullah Suphi tarafından Mehmet Akif Ersoy’a yarışmaya katılması için mektup aracılığıyla teklif gönderilmiştir. O zamanlar da milli şair Mehmet Akif Ersoy’un maddi durumu oldukça kötüdür. Yarışmaya katılması için tek bir şartı olduğunu söyler ve teklif edilen parayı ödülünü almayarak İstiklal Marşı’nı yazmıştır. Mehmet Akif Ersoy, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancı, Türk Milletinin bağımsızlığı, Türk askerine olan güvenini ve dinine hitap etmiş dörtlükler yazmıştır ve o dizelerle milli marş olarak tarihe geçmiştir. O dönemlerde ülkenin büyük bir kısmı işgal altındadır. Ankara’da düzenli ordu çalışmaları başlatılmıştır. Mecliste birçok ordu oluşturma çabaları devam ederken, bu orduları ayakta tutacak ve Türk Milletine moral vermek amaçlı hazırlıklar başlamıştır. Yayınlanan gazete ve dergilerde düşmanlara karşı birlik ve beraberlik çağrıları verilmektedir. Milli marş yarışması halk ve ordulara moral amaçlı gündeme getirilmiştir. 17 Şubat 1921 tarihinde Hakmiyet-i Milliye Sebillürreşat ta İstiklal Marşı yayınlanmıştır. Halk tarafından olumlu tepkiler alarak 12 gün sonra Konya’da bulunan Öğüt gazetesinde yayınlanmıştır.

Ödülü kabul etmeyen Mehmet Akif Ersoy kazandığı beş yüz lirayı “Darülmesai” yardım kurumuna bağışlamıştır. İstiklal Marşı’nın kabulünden bir gün sonra marşın bestesi için bir yarışma daha düzenlenmesi kararını alırlar ve 17 Mart 1921 tarihinde Hakimiyet-i Milliye gazetesinde marşın bestesi için duyur yapılır. Elde edilen sonuçlara göre kesin karar verilmez ama ilk gayrı resmi bestesi Ali Rıfat Bey tarafından düzenlenen beste seçilerek 1 Nisan 1921 tarihinde Kadıköy Apollon Tiyatrosunda İstiklal Marşı eşliğinde okunur.

İstiklal Marşı 1924’ten 1930 tarihine kadar Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi ile çalınmıştır. 1930 yılında Meclisten yeni bir emirle Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi Osman Zeki Üngör tarafından düzenlenen beste İstiklal Marşının ilk resmi bestesi olarak tarihe geçer ve günümüzde de Zeki Bey’in bestesi ile seslendirmekteyiz. Milli şair Mehmet Akif Ersoy 29 Aralık 1936 tarihinde vefat etmiştir. Birçok önemli eserleri bulunan Mehmet Akif, Türk milleti için yazdığı İstiklal Marşını ünlü eseri Safahat’ a bile dahil etmemiştir. 2010/1126 sayılı kanuna göre, İstiklal Marşı 5849 maddesinde Fikir ve Sanat kapsamında korunan mali haklara konu edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Hiçbir gerçek ya da tüzel kişi, kurum, kuruluş veya birlik İstiklal Marşı’nın çoğaltılması, yayılması gibi durumlarda karşılığında bedel talep edemeyecektir. 5649 sayılı bir kanuna göre, 4 Mayıs 2007 de kabul edilen, her yıl 12 Mart İstiklal Marşı kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma günü olarak kabul edilmiştir. Bütün kamu, kuruluş ve kurumların öncülüğünde, halkımız ve sivil kuruluşlar tarafından anma törenleri düzenlemektedir.

İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtası, usul müzik makamı ya da bando ekibi eşliğinde eğer bunlarda yok ise müzik öğretmeni veya müzik yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde uygun seslerle törende hazır bulunan kişiler tarafından yüksek sesle okunur. İstiklal Marşı eşliğinde bayrak direğe çekilir. Günümüzde bu kurallara uyarak İstiklal Marşı okunmaktadır.

İstiklal Marşı ve Bayrak

Bütün ülkelerin bir marşı ve bayrağı, her bayrağın ve marşında bir hikayesi vardır. Türk milleti bayrak ve vatan aşkına marşlar yazan tek millettir. Türk bayrağı sembolize ettiği ülkemiz, Kurtuluş Savaşı sırasında dökülen şehit kanları üzerine yansıyan Ay ve Yıldız ışıklarını sembolize eder. Bayrağın üzerinde ki kırmızı renk şehitlerimizin kanı, üzerinde ki Ay ve Yıldız ise ülkemizin sembolüdür.

Türk bayrağının oluştuğu ve kabul edildiği dönemlerde, ülke moralini yüksek tutmak amacıyla bir milli marş yazılması emri verilmiştir. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada Mehmet Akif Ersoy vatan elden gidiyor diyerek Burdur vekili olarak meclise girmiş ve ülke üzerine söz sahibi hakkı tanınmıştır.

Vatan şairi olarak tanınan Mehmet Akif, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan yarışmaya tüm isteklere rağmen katılmamıştır. Mehmet Akif, ülke için yazılacak marş para ile yazılamaz diyerek sitem etmiş ve teklifleri reddetmiştir. Ülke genelinde bayrak ile bütünlük sağlayacak bir marşın yazılması için gazeteler bastırılmış, ülkenin en iyi şairleri Ankara’ya davet edilmiştir. Mehmet Akif, çevresinden gördüğü baskı ve devlet büyüklerinin de ısrarlı tavırlarına istinaden kazanırsam parayı kabul etmem vâkıfa bağışlanmasını isterim cümleleri üzerine bir takdir daha kazanmıştır.

Ülkenin dört bir yanından katılan şairler toplam 742 şiir sunmuş hepsi tek tek TBMM huzurunda okunmuştur. Fakat okunan 742 şiirden hiçbir tanesi istenileni karşılamamıştır. Mehmet Akif Ersoy’un şiirini okunanlar arasında göremeyenler neden olmadığını sorduklarında Mehmet Akif henüz teslim etmemiştir denilmesi üzerine kendisine bir mektup iletilmiş ve belirtilen tarihe kadar şiirini istemişlerdir.

Mehmet Akif, yayında tuttuğu Türk Bayrağı’na bakarak yazdığı şiirin ilk kelimesi korkmayı yazarken devamı için günlerce düşünmüştür.

Türk bayrağına yazılabilecek bir marşın her mısrası için günlerce düzensiz beslenerek gecesini gündüzüne katan Mehmet Akif, sonunda istediği başarıya ulaşmıştır.

İstiklal Marşı’ndaki Türk Bayrağı

Türk bayrağını simgelemesi için yazılan bir marş bir günde yazılamaz diyen Mehmet Akif, günlerce çıkmadığı odasından elinde birkaç parça kâğıt ile çıkmış önce ailesine okumuştur. Mehmet Akif’in yarışmaya geç kaldığını öğrenmesi üzerine hemen yazdığı mısraları toplamış teslim etmek için dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in yanına gitmiştir.

Kendisine neden bu kadar geciktin Akif, tarihi neden kaçırdın dediğinde Mehmet Akif;

-Türk bayrağı ve Türk milletini anlatan bir marş bu kadar kısa güne sığdırılamazdı. Odamda yazarken günlerin nasıl geçtiğini anlamamışım dedi.

Meclise sunulan şiirde mebuslardan bazıları itiraz etseler de 12 Mart 1921’de Mehmet Akif’in şiiri yarışmaya katılmaya hak kazanmıştır. Hak kazandıktan hemen sonra Hamdullah Suphi Bey tarafından seslendirilen şiir, büyük takdir kazanmış ve beğeni toplamıştır. Türk bayrağı ve Türk milletini bu kadar güzel temsil edebilecek bir şiir daha yoktur diyen mebuslar bu bizim marşımız olmalıdır kararı ile yarışmayı Mehmet Akif kazanmıştır.

Türk Bayrağı’nın yüceliğini bir kelime ile anlatmayı başaran Mehmet Akif, Korkma ile başlayıp İstiklal ile bitirdiği dizelerde vatan aşkını mısralar ile sembolize etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat tebrik ederken yönelttiği bir soruda;

-Türk milletini ve bayrağını temsil edecek bu marşı nasıl yazdın ey Akif, dediğinde

Mehmet Akif şu yanıtı vermiştir;

-Türk bayrağına bakarak, vatan aşkı ile yazarak para aşkı için değil deyince Mustafa Kemal Atatürk kendisini bir kez daha tebrik etmiştir.

Türk bayrağının dalgalanmasına semalarda süzülmesine hitap ettiğini bir başka dergide açıklayan Mehmet Akif, “Dur bastığın yerleri toprak diyerek geçme” mısrası ile de bayrağın üzerinde ki rengin nereden geldiğini anlatmak istemiştir.

İstiklal Marşı Ve Gençliğe Hitabe

İstiklal marşı ve gençliğe hitabe Millî mücadele yılında bağımsızlığa yazılan istiklal marşımızın Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tek Milli marşıdır. Millî mücadeleden sonra düzenlenip bir yarışmayla kaleme alınmıştır ve ayrıca bestelenmiştir. Mehmet Akif Ersoy ile yazılan bu eserde 12 Mart 1921 tarihinde TBMM ile kabul edilmiştir.  1 Nisan 1921 yıllarında da Ali Rıfat Beyden alınarak bestelenip ilk olarak Kadıköy Apollonia Tiyatrosu’nda seslendirilmiştir.  Fakat gündeme oturan çok uzun süren tartışmalar sonucunda beste yalnızca 1924 yıllarında ve 1930 yıllarında gelen sürede bu tarzda kullanılmıştır.  1930’da Osman Zeki Üngör’ün batı klasiğinde bestesi ile değişiklik yapılarak şimdiye kadar taşınmıştır.  Tarih boyunca milletin milli marşı olarak kabul edilmiştir. Millet vekilleri tarafından o döneme ait kurtuluş savaşını netleştiren bir eser olmuştur.

 

İstiklal marşının devamı

Milli ruhla mücadele eden İstiklal marşının konusunda milletin bağımsızlığı için söz verilmiştir. Bir milletin bağımsız olduğunu ifade etmiştir. Milletin maddi ve manevi olan değerlerinde her şeyi içerdiği değere sahiptir. Bu marşta Kurtuluş savaşının yıllarını milletin içinde bulunduğu yaşama azminin, vatan sevgisinin ve bağımsızlığın aşkına bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. İstiklal marşında ilk düşünce hürriyet tutkusunun olmasıdır. Vatan, millet ve bayrak sevgisini de içinde konu edinmiştir. İstiklal marşı ve gençliğe hitabe Tür olarak epik ve Lirik şiir olup İstiklal marşında da aruz ölçüsüyle kullanılmış olmakta ve marş 9 dörtlük ve 1 beşlikten meydana gelmektedir. Türk milletinin hürriyeti uğruna neler yapabileceğinin ve bir milletin vatanına olan sevgisinin nasıl olduğu ve heyecan, coşkuyu ancak bu kadar güzel bir dile ifade ettiği anlatılmıştır.  Örnek olarak da istiklal marşımızın birkaç kıtası aşağıda verilmiştir:

Kahraman Ordumuza

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.  Mehmet Akif Ersoy tarafından bestelenmiştir.

Gençliğe hitabesinin anlamının ne olduğu

Ey Türk Gençliğinin ilk görevinin bağımsızlık ve Türk Cumhuriyetinin sonsuz kadar koruyacağı ve kollayacağı anlatılmıştır.  Varlık ve gelecek ile temel oluşturmaktadır.  Temelinin en kıymetli hazinesi olduğu açıklanmıştır.  Gelecekte de bizleri bu hazine ile besleyecek iç ve dış dünyada yaşamamızı sağlayacaktır.  Her gün bağımsız ve cumhuriyeti savunarak yaşamak zorundayız.  Göreve atılıp elimizden geleni ve bu durumunda koşullarına düşmeden yapılacağı anlatılmıştır.  Bu tür olanaklar ve koşullarda hiç uygun olmayacak durumlarda kendini ifade edebilmektir.  Bağımsız olan ve cumhuriyeti yıkmak istemeyen düşmanlardan olduğu görülmüştür. Aşağıda da örnek olarak bir kısmı verilmiştir:

 ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir ….

Mustafa Kemal Atatürk

 

İstiklal Marşının Hikayesi

İstiklal marşının hikayesi 1921 yılında yurdumuz için, kahramanlık gösteren ordumuza şanlı olan bayrağımıza milli marş çıkarılması zorunlu bir hal almıştır. Bunun için Millî Eğitim Bakanlığında ilgisinde Milli Marş için bir yarışma düzenlenmiştir. Bu yarışma da bir para ödülünün verileceği her yerde açıklanmıştır.  Yarışmaya katılan insanlardan ve her yerden duygu dolu mısralar ve şiirler gelmiştir. Ama Mehmet Akif bu yarışmaya katılmama şansını kullanmıştır.  Katılmamasının nedenini ise milli marşın para ile yazılmayacağını dile getirmiştir. Ayrıca herkese de bildirmiştir.  Bunu duyan dostlar ve arkadaşlar sayesinde yarışmaya katılmak istemiştir. Yarışmaya da katılmak istemesinin nedeni ise bağış olarak kazanılacak olan bu paranın bağışlanacağıydı. Böylece yarışmaya katılmayı kabul etmiştir.  Mehmet Akif istiklal marşını da yazmayı da kabul ederken manevi duygu içine girip geceleri dizlerinin yataktan yatarken meydana geldiği açıklanmıştır. Daha sonra mısralarını kalem ile yerlere yazdığı söylenilmiştir.

Hikâyenin devamında

Yarışma da 725 adet şiir katılmış ve bunların içerisinde tabi ki Mehmet Akif Ersoy’un duygu olan ve yüklü, kişiye heyecanlan titreten İstiklal Marşı yarışmasında kazanılmıştır. O yılda Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver Büyük Millet Meclisi’nde okumuştur. İstiklal marşının hikayesi büyük bir coşkuyla ve heyecanla yaratılan İstiklal Marşımız mecliste tam 2 kez okunmuştur. Her defasında da ayakta dinlenmiştir. 12 Mart 1921 tarihinde İstiklal Marşı, Milli Marşımız olarak bizlere emanet edilmiştir. Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşını Türk Milletinin büyük bir eseri saymıştır. Bu eserden tek bir kuruş dahi kendisi için elde etmeyi kesinlikle bir dille istememiştir.

 

Mehmet Akif Ersoy ile ilgili

Mehmet Akif Ersoy, 20 Aralık 1873 yılında İstanbul’da doğmuştur. Baytar, şair, yazar, hafız, din alimi ve siyasetçi gibi görevlerde yer almıştır.  Osmanlı Devleti’nde zamanında Balkan Savaşında yer almıştır.  Her yılında da askerlikle ilgili yazı yazmayı ve siyaset ile ilgili yorumlar yapmak arasında geçmiştir. Devlet memurluğunun yıllarında da daha sonra Birinci Dünya Savaşı’nın nedeni ile Millî Mücadele yıllarında da çıkan savaşlara da katılmıştır. Millî Mücadelenin olduğu dönemlerde milli bir ruhun oluşmasında da Milli Marş yazılmasına da karar veren meclisin ödül yarışması ile başlatılmıştır. Yarışmaya birçok şiir yer aldığı içinde hemen hiçbiri istenmemiştir. I. TBMM’de olan Akif’in şiiri yazacağı kanaati arkadaşları tarafından yeri sağlanmaktaydı. Ödüllü bir yarışmada da şiir yazmak istemeyen Akif’i, ödülü almayıp bağışlanması konusunda da Hamdullah beyin ricasıyla arkadaşı Hasan Basri Akif’i bu işi yapmada yardımcı olmuştur. İstiklal marşının hikayesi Babası da Fatih Medresesi müderrislerinden Mehmet Tahir Efendi idi, o dönemler Osmanlı Devleti’ne bağlı olarak Arnavutluk’un İpek kasabasında bulunan Şuşise Köyü’nden İstanbul’a gelmişti, annesine ve Emine Cemile Hanım’a Buharalı Mehmet Efendi’nin kızı türünde Samsun’da doğmuştur. 1878 yıllarında, 4 yaşında iken Fatih’de Emir Buharinin Mahalle Mektebi’ne başlandığı belirtilmiştir. Burada da iki yıl eğitimini tamamladıktan sonra Fatih İptidaisine yerleşmiştir. Aynı yılda da babasının ve ona Arapça derslerine de yer vermeye başlamıştır.  Rüştiye’yi yani ortaokulu bitirip daha sonra o dönemde en iyi olan okullarından biri olan Mektep-i Mülkiye âli bölümünde bir süre okumuştur. Ancak babasının kaybedilmesi ile Halkalı’daki Baytar Mekteb-i Âli parasız yatılı olan okula girdi ve bu okulu da birincilikle bitirmiştir. 1893 yılında da Ziraat Nezâreti Umur-u Baytâriye Şubesi”nde göreve başlamıştır. Veterinerlik İşleri Müdür Yardımcısı olarak devam ettiği ve görevinden 1913 yılında da işi bırakmıştır.

İstiklal Marşı Tarihçesi

İstiklal marşı tarihçesi İstiklâl Marşı’nın Tarihidir. Ülkenin bir milli marşı olup ve köklü bir tarihi vardır.  Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan çok önemli bir yeri olan ve Türk halkının şanlı bir marşıdır. Her kelimesinde ayrı ayrı anlamalar taşıyan, her satırda şahanelik olan, okunulduğu zaman herkes tarafından saygı duyulan ve başından sonuna kadar söylenmekte olup İstiklâl Marşı’mızın Tarihçesini ortaya koymuştur. 1921 yılında bir diğer ismi de Maarif Vekaleti olan Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, kurtuluş savaşında ve sonrasında yarışma düzenlenmiştir. 725 tane şiir katılmış ve yarışmada bazı isimler ünlenmiştir. Bunlar Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, İsak Ferrara, Muhittin Baha Pars ve Kemalettin Kamudur.

Bu yarışmayı kazanan para ödülüne tabi tutulacaktır. Bunun için Mehmet Akif Ersoy yarışmaya katılmama kararını vermiştir. 23 Aralık 1920’de şiir başvuru tarihi olup bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tüm besteleri inceleyip İstiklal marşı olacak hiçbir beste bulamamıştır.

 

İstiklal marşının nasıl doğuşu

 

Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, 5 Şubat 1921 yıl ile Mehmet Âkif Ersoy’a bir mektup göndermiştir. Mektup ona ulaştıktan sonra düşüncelerinde değişme olan Mehmet Âkif Ersoy kendi yazdığı şiiri bakanlığa göndermiştir. Mehmet Akif’in şiiri Kurtuluş Savaşı’nın kazanacağına inandığı ve ordunun askerlere olan güvenin artacağı ve onlarında cesur olduklarından ve iyi bir yüreğe sahip olduklarını açıklamıştır. İstiklal marşı tarihçesi Hamdul­lah Suphi Bey, bu şiirin Batı Cephesi Komutanlığına göndermiştir. Komutanlar ve askerler şiiri okuduktan sonra çok beğenmişlerdir. İstiklâl Marşı, 17 Şubat 1921 tarihinde Hakimiyet-i Milliye ve Sebilürreşad gazetelerinde de yayınlanmıştır. On iki gün sonrada Konya’da Öğüt gazetesinde basılmıştır. En sona da 6 tane şiir kalmıştır.  Daha sonra bu şiirlerin 12 Mart 1921’de Mustafa Kemal’in başkanlığında da meclis oturumunda tartışılmıştır. İlk olarak da Mehmet Âkif Ersoy’un şiiri Hamdullah Suphi Bey okumuştur.

Milletvekilleri dinledikten sonra hayran kalmışlardır. Tartışmadan dahi kabul edilmiş ve geriye kalan şiirler okunmamıştır.  12 Mart 1921 yılında da İstiklâl Marşı olarak günümüze ulaşmıştır.

Kabul edildikten sonrası

Şiiri en çok eleştirenler arasında Kazım Karabekir olmuştur. Bakanlar Kurulu Başkanı’na itirazını yapsa dahi hiçbir şekilde mektupları gönderse de karar değiştirilemedi. Mehmet Âkif Ersoy bu yarışmadan da 500 lira ödül kazanmıştır. Daha sonra da bu ödülü Darül mesai yardımına ve vakfına bağışlamıştır.  Mehmet Âkif’in şiiri bestelemesi iki sene ertelenmiştir.  Ertelenmesinin sebebi de o dönem ülkede savaş olmasıdır. 12 Şubat 1923 yılında da İstanbul Maarif Müdürlüğü’ne besteleri ve yarışmaları için açma görevine üstlenildi. 25 tane besteci olmasına rağmen savaş koşularından dolayı hiçbiri kazanamamış ve seçilmemiştir. Daha sonra her yerde okunduktan sonra istiklal marşımız bölge çalışmaları yapılmıştır. İstiklal marşı tarihçesi Edirne’de Ahmet Yekata Bey’in, İzmir’de İsmail Zühtü Bey’in, Ankara’da Osman Zeki Bey’in, İstanbul’da Ali Rıfat Bey ve Zati Bey’in yazdıklarına yer verilmiştir. Ali Rıfat Çağatay’ın bestesinde 1924 yılında Ankara’da bir kurul toplanmıştır ve seçici kurul tarafından bu beste kabul edilmiştir.  Beste tekrar gündeme geldiğinde 1930 yılında daha değişik yapılmasına karar verilmiştir.  Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı beste kabul edilmiştir.  Osman Zeki Üngör’ün bestesi halende bizler tarafından kullanılmaktadır. Dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilimesin Edgar Manas, bando yapılmasında İhsan Servet Künçer bestesi ile bestelenmiştir sonraları Protokol olsun diye sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde bizlere şimdi İstiklâl Marşımız ile seslenilmektedir.

İstiklal Marşı Tahlili

İstiklal marşı tahlili İstiklâl Marşı, Cumhuriyet ilan edilmeden önce 1921’de yazılmıştır.  Cumhuriyet’i müjdeler ve millî marşı olarak kabul etmekteyiz. Daha sonra, hemen her gün tekrarlandığında Atatürk ile birlikte Cumhuriyet devrinde de sembol olmaktadır. Böyle bir devirde de yetişen ve her nesilde de daha fazlası olmaya ve kendine özgü besteleri olan bu tür marşlar ve şiirler üzerin de de değer kazanmıştır. İstiklâl Marşı’nı değerlendirilmesi ile yazılan ve her devirde göz önünde bulunmalıdır. Şiiri söyleyenler Mehmet Akif olmakla beraberinde kendine ve herkesin birleştiği Türk milletinin duygusunu ve inancını da ortaya çıkarmıştır. İstiklal marşında da yazılan ve yıllarca her savaşta kazanan olmuştur. Türk ordusunun da şiirlerde yazılan ve yıllar sonra 15 Ağustos büyük savaş olarak geçmiştir.

İstiklal marşının açıklaması

Düşmanın orduya ve millete cesaret vermeyi istemekte ve şair şiirinde korkma kelimesi ile başlamıştır. Şiirin ilk dörtlüğünde, açıklanan şey al sancaktır.  Al sancak, Türk milletinin simgesi anlamındadır.  Türk bayrağının al renginin, şairde alev manasını ele almak istemiştir. Bu alev sönmezdir kelimesi ile söylenmektedir. Fakat oluştuğu yer Türk ailesinin evi yanan bir ocaktır. Yurdun üstünde tütecek en son ocak var oldukça bu bayrak alev şeklinde şafaklarda dalga olacaktır. Türk bayrağındaki dikkati çekende ikinci sembol yıldızdır.  Birinci dörtlüğün üçüncü mısrasında da şair, bu yıldızın ile gökteki yıldızın birleştirilmesinden olmuştur. Gökteki yıldızların kimsenin elinin dokunamayacağının gibi Türk milletinin yıldızının ve olan al bayrağının yıldızını da kimse el sürememektedir.  İstiklal marşı tahlili ikinci dörtlüğünde, Türk bayrağında bulunan üçüncü sembolü olan hilal ile hareket geçilmiştir.  Eski Türk Edebiyatı’nda da sevgiliye benzetilmektedir.  Türk bayrağında da ay kendisinin sevenlerinden fedakârlık beklediği içinde, kaşlarının çatılmasıdır. Eski Türk Edebiyatı’nda da sevgilinin kaşının, genellikle aya benzetildiğinin ve şair burada vatanın simgesi olan sevgiliye gülmesi için yalvarmasıdır. Böylece millet, onun uğruna da on binlerce şehit vermiş. Üçüncü dörtlükte, hürriyet kavramı kullanılmıştır.  Ayrıca ben kelimesini de kullanarak söylenmek istenen şeyin Türk milletidir.  Şairin bu konuda Türk milleti konuşmasından çıktığıdır.

 

 

Diğer dörtlüklerde anlatılanlar

Dördüncü dörtlükte, Türk milleti ve düşman la ilgili konuşulmaktadır. Garp anlamında maddi silahlara güvenip üstünlük göstermiştir. Düşmanlara karşı olan Türk milletinin hiçbir şeyi sarsmayan imanlarının olduğu ve ulusun medeniyet dediği tek dişi kalmış canavar bırak varsın artık korkulacak bir yanı olmadığıdır sözünü anlatmak istemiştir.  Beşinci dörtlükte, düşmanla çarpışanların askere hitap edildiğidir. Bu parçada da geleceğe büyük bir inançla bakılmıştır. Altıncı dörtlükte, vatanın söz konusu olduğu bu vatana binlerce şehidin verildiği ve kazanılmış ayrıca korunmuştur.  Bu nedenle toprağı değil, ona gömülü olan şehitler görülmelidir.  Dünyada hiçbir şeye, vatan a kadar kutsal ve değerli değil. Yedinci dörtlükte, vatan kavramı söz konusudur.  İstiklal marşı tahlili burada vatan ve şehitler arasındaki münasebet üzerindedir.   Vatan, can, canandan üstün bir değer taşıdığı inancındadırlar. Sekizinci dörtlükte, din söz konusudur. Mehmet Akif’in Allah’tan istediği tek şeyde, mabedine yabancılarının elinin dokundurmamasıyla ve dinin temelinin şâhitlik edenler ve ezanlar yurdun üstüne ebedî yen inlemesi. Dokuzuncu dörtlükte, konuşanın şehittir. Din uğrunda, vatan uğrunda da savaşan asker, kendi öldükten sonra ezanlarının, ezan seslerini işitirse, mezarından kalkıp, yarasından kanlar akar akara, bir ruha gibi yüksekliler ve başı arşa da değenlerdir. İslâm inancına görende şehitlerin, direkt olarak cennete girmektedir. Din ve vatan uğruna ölmekten korkmaz.